Dünyanın En İlginç Kutsal Emanetleri

Dünyanın En İlginç Kutsal Emanetleri

Tarih boyunca birçok din kendi önde gelen isimlerinden parçaları ya da dince kutsal kabul edilen eşyaları saklamış, korumuş ve bugüne kadar getirmeyi başarmıştır. Örneğin Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim, İslamiyetle ilgili birçok kutsal emaneti İstanbul’a getirmişken, yine bunlardan başka Hz. İsa’nın eşyaları, kanı, saçları veya Budha’nın dişi, Yahya peygamberin başı gibi farklı dinlerce oluşturulmuş birçok kutsal emanet var. Sayıları herhalde saymakla bitmez, birçoğunu ise dünyanın farklı yerlerinde görmek mümkün. Dünyanın en ilginç kutsal emanetleri derken, aslında bu dini emanetlerden çok daha farklı bir şeyi, daha popüler kültüre ait olan emanetleri vurgulamaya çalışıyoruz. Çünkü günümüzde popüler kültürü de din olarak algılayan büyük bir kesim var. Örneğin Michael Jackson’ın eşyalarına tıpkı bir Aziz kadar önem gösteriliyor veya John Lennon’dan geriye kalanlara sanki bir Rönesans tablosu kadar değer biçiliyor. İşte sizler için toparladığımız popüler kutsal emanetler…

Galile’nin Bu işte Bir Parmağı Var: İtalyan Galileo Galilei modern fiziğin babası olarak kabul edilen ve dünyanın düz değil, yuvarlak olduğunu ilk söyleyen, ilk telekobu bulan bilim adamıdır. Bizim bildiğimiz adıyla Galile öldükten sonra 1730’lu yıllarda mezarının yeri değiştirilirken bir kaza olur ve çürümeye yüz tutan parmağı, dişi ve omurları düşer. Bu parçalar çalınır ve daha sonra saklanmaya başlanır. Yaklaşık 300 yıl saklanan bu uzuvlar günümüze kadar gelmeyi başarır.

Napolyon’un Penisi: Komutanların komutanı olarak görülen, zamanında Fransa’da esip gürleyen yüce Napolyon sonunda Waterloo savaşından İngiltere’ye yenilir ve St. Helena adasına sürgüne gönderilir. 1821 yılında burada ölen Napolyon’un otopsisini ise İngiliz bir cerrah yapar. Söylenene göre İngiliz cerrah otopsi sırasında Napolyon’un penisini keser ve bundan kimseye söz etmez. Zamanla bir efsaneye dönüşen bu olay ve çok önemli kişilerce saklandığı ve korunduğı söylenen Napolyon’un penisi 2016 yılında bir müzayedede ortaya çıktı. Halka açık bir şekilde sergilenmeyen penisi, Arjantinli bir koleskiyonerin dudak uçaklanan bir fiyata satın aldığı söyleniyor.

Einstein’in Çalınan Beyni: 20. Yüzyılın en büyük bilimadamlarından biri olan, ortaya attığı görelilik kuramıyla fizikte çığır açan Einstein 1955 yılında öldüğünde Princeton Üniversitesi’nde otopsisi yapılır. Otopsi sırasında patolojist Thomas Stoltz Harvey Einstein’in beynini ve gözlerini çalar. Hatta Thomas’ın Einstein’in beynini eline alarak “işte dünyanın kaderini değiştiren beyin,” dediği söylenir. Ancak, durum Einstein’in ailesi tarafından farkedilir ve aile tarafından beynin ve gözlerin kendilerine verilmesi talep edilir. Patolojist Thomas ne yapar ne eder ve beyinle gözlerin bilimsel amaçlarla alındığı konusunda aileyi ikna etmeyi başarır. Gerçekten de beyin bilimsel araştırmalarda kullanılır ve Einstein’in beynindeki glial hücrelerin normal insan beynindeki hücrelerden çok çok fazla olduğu ortaya çıkar. Ama alınan gözlerin hangi araştırmalarda kullanıldığı hiçbir şekilde bilinmiyor. Söylentilere göre Einstein’in beyniyle gözleri yakın bir zamanda yapılacak olan bir müzayedede satışa çıkarılacak. Değerlerinin milyonlarca dolar olacağı ise konuşulan diğer konu.

Edison’un Ölürken Verdiği Son Nefesi: Nefesten de kutsal emanet olur mu, demeyin. Ampulün mucidi olan Thomas Edison, hasta yatağında yatarken doktoru odaya gelir ve ağzı kapalı bir tüpün içerisinde Edison son nefesini verirken bu nefesi tüpe doldurur ve sonrada şişenin ağzını kapatır. Söylentiye göre daha sonradan doktor Edison’un son nefesinin olduğu tüpü Edison’un ortağı olan Ford’a verir. Bu tüpün Ford ailesinde babadan oğla miras kaldığı ve günümüze kadar hiç ağzı açılmadan saklandığı söylenir.

YORUM YAZ